2 Mart 2012 Cuma

....


 Beni beğeniyorsan, bende kendine ait onayladığın bir şey bulduğundan...
                       Ya da kızıyorsan bazen bana, belki sendeki sevmediğin şeyi yansıttığımdan.
Olabilir mi?

 Belki sen bana, ben sana bir şey anlatmaya çalışıyoruzdur varlığımızla.
Uyanmak için uykudan.
Kendi denizimizdeki.

Belki daha iyi ifade edebildikçe kendimizi,
silinir söylenemeyen şeylerin izi.

Yürekten ve yürekle konuştuğunda,
yürekli  olabilirse yüzleşmeye öteki
kendiyle karşılaşır her iki kişi... 

Yeter ki uykuda ve haklı çıkma telaşında olmasın.
Kendini h'aklayacak bahaneler bulmasın.




28 Şubat 2012 Salı

Bi somun ekmek


Hani Sirkeci'den vapura doğru yürüyen bir adam gördün ya bu sabah...
Elinde fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde tüten bütün bir ekmek.
Şöyle gamsızca köşesinden kopartıp, keyifle attı ya ağzına...

O ekmeği alabiliyorsa, kokusunu içine çekebiliyorsa, ağzına attığında tadını çıkartabiliyorsa insan
gerisi yalan dostum, gerisi yalan... 

6 Şubat 2012 Pazartesi

Sevgi var ya, gerçek sevgi...
Yüreğine sokasın gelir hani...
Hiç üzülmesin istersin ama hiç.
Kimse kıramasın onu.
Hiç zorluk çekmesin, hislenip üzülmesin...
Gözbebeğindir ya hani...
Hep gözleri gülsün istersin... 
Bu haftanın şanslı burçları diye yazan 
bir astroloji haberi görsen,
şanslı burç onun burcu olsun istersin.
Kaç sevgi var ki böyle yaşamında, tahmin etsen ne dersin?


3 Kasım 2011 Perşembe

Ne büyüksün sen EGO!

Elimizde boyumuzdan büyük, balon gibi egolarla dolaşan
kocaman çocuklar gibiyiz. 
Kimin balonu daha büyük diye kanıtlamak telaşındayız sanki.
Yanlışlıkla bir iğne değip de, küçükten hava kaçırmaya başladığında 
dikleniyoruz, hırslanıyoruz, kızıyoruz, öfkeleniyoruz.
Öfkenin kaynağı da korku bi yandan.
Öyle ya balonumuz sönerse, diğer çocukların karşısında ezilir miyiz?
Geçen gün Migros'ta anne ve teyzesiyle alışveriş yapan bir çocuk gördüm.
Dışarıdan bir başka kadın gelip çattı anneye
çocuğunuza sahip olun diye. 
Oraya buraya çarpıyormuş.
Anne ve teyze kendilerini kaybetti.
Teyze gidip, kadına dikleniverdi.
-SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN?
En fazla kim olabilirdi? 
Herhangi bir insandan fazlası mı?
Neden korkuyordu ki bu öfkenin altında gizliden?
Değersiz bulunmaktan ya da altta kalmaktan mı?
Bütün market inlemeye başladı.
Güvenlik geldi. Ona da bağırdı:
-VİDEO KAYITLARINI İNCELE! ATTIR BU KADINI!
SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN?

Onun kim olduğunu bilmiyordum, bilmiyorduk.
Ama benim asıl merak ettiğim bu bağrışların neden olduğunu bile
anlamadan, dehşetten gözleri kocaman olan 2 yaşlarında olan kızın büyüyünce 
KİM OLACAĞI idi...

Arada ego kontrolü yapıp, fazla havayı boşaltsak
daha makul boyutlardaki egolar yan yana geldiğinde daha keyif almaz mı?

26 Ekim 2011 Çarşamba

Korkular


En büyük tutsaklık korkuyla gelen.
Korkunun içinde hapsolmak 
insanın en çok elini kolunu bağlayan.
Deniz görünür ya şöyle ucundan.
Aslında bir adım atsak, 
kolumuzu atıp da kapının kilidini açabiliriz belki.
Ama korkudan güçlü muhafız yok. 
Önce kabul edip korkumuzu, sonra onu dönüştürmek
en büyük dileğim. 

18 Ekim 2011 Salı

Affetmek

İnsan en zor kendini affeder.
Ama bunu başardığında
her şeyi, herkesi, tüm dünyayı, hatta tüm evreni
bambaşka bir gözle 
fark eder.
 

9 Eylül 2011 Cuma

Şefkat

Bugün geçmişine biraz şefkat göstermeye ne dersin?
Tarihinle barışmaya, hatalarınla kucaklaşmaya...
Kendine de önyargıyla yaklaşır insan bazen.
Gereksiz yere şefkatsiz...
Gel kucaklayalım dünümüzü, bugünümüzü,
dolayısıyla geleceğiimizi.